Yakınları Deniz’i anlattı: Gülüşü hafızalardan silinmeyecek

  • 09:46 21 Haziran 2021
  • Güncel
Melike Aydın 
 
İZMİR - Cesareti ve gülüşüyle hafızalara kazınan Deniz Poyraz’ı anlatan yakınları, çocuk yaşta devlet şiddetiyle karşılaşması ve bunun yaşamı boyunca sürmesine rağmen, mücadele etmekten vazgeçmediğini söyler. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü’ne yönelik 17 Haziran günü Onur Gencer’in gerçekleştirdiği saldırıda katlettiği parti çalışanı Deniz Poyraz’ı annesi ve arkadaşları anlattı. Yaşam öyküsü sadece Deniz’in değil, aslında metropol şehirlere göç etmeye zorlanmış bir Kürt kadının hikayesi. Deniz’in yaşamı aynı zamanda devletin Kürt halkına yönelik asimilasyon politikasına karşı metropollerde nasıl direndiğinin öyküsü. 
 
İzmir’de doğdu ama Mardinli
 
Deniz ve ailesi, Mardin’in Ömerli ilçesinden maruz bırakıldıkları baskılar nedeniyle 1980’li yıllarda İzmir’e göç etmek zorunda bırakılır. 1990’lı yıllarda ise amcasına, çocuklarının önünde jandarmalar tarafından işkence yapılmasına ve sonrasında yaşamını yitirmesine tanıklık eden Deniz’in dedesi ve diğer amcaları da, İzmir’e göç etmek zorunda kalır. İzmir’de 1983 yılında doğan Deniz, ailesi sayesinde anadili Kürtçe’yi de çok iyi konuşur.  
 
Çocukken ailesine işkence yapıldığını gördü
 
İzmir’e yerleştikten sonra babası Abdülillah Poyraz, bir lokantanda çalışmaya başlar. Bir yıl sonra 1983’te 9 kardeşten ilki olan Deniz dünyaya gelir. Cezaevinde olan amcası, 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş’in adını yeğenine verir. Tarih 1994’ü gösterdiğinde baskılar giderek ağırlaşırken, Deniz de bu süreçte annesi Fehime Poyraz ile birlikte çeşitli işlerde çalışmaya başlar. Fehime bu süreçte yaşananları şöyle dile getirir: “Evimiz kiraydı, Süleyman doğdu, ardından da Recep. Sonra babası gözaltına alındı. Evimiz baskın yaptıklarında Deniz henüz 4’üncü sınıfa gidiyordu. Ayaklarıyla camları kırdılar. Oğlum ise altı aylıktı. Camlar oğlumun üzerine geldi, her yeri kesildi. Düşmanın işkencesi. Dedim eşimi götürdünüz bari beni götürmeyin, oğlumu hastaneye götüreyim. Dediler, ‘yılanın yavrusudur, büyüdü mü o da bize sokacak.’ Bırakmadılar, bizi gözaltına aldılar, işkence yaptılar. Dört ay hastanede tedavi oldum.”
 
Çocuk yaşta evin yükünü sırtladı
 
Babası tutuklanan, annesi ise serbest bırakılan Deniz, okulu bırakıp kardeşlerine bakmaya başlar. Annesinin çalışmasından dolayı böyle bir sorumluluğu alan Deniz’in yükünün kendi yükünden daha ağır olduğunu söyleyen Fehime, “En çok Deniz ezildi ama ne kadar ezildiyse o kadar da mücadelesini büyüttü. Nerede bir şey olsa teyzesiyle beraber yürüyüşlere gidiyordu. Gözü korkmuyordu. Deniz de Süleyman da okumadılar. Çekdar’la Süleyman da okuldan atıldılar Çimentepe’de Newroz’da ateş yaktıkları okuldan atıldılar. Çocukları bu mücadelenin içinde büyüdü, babaları hapisteydi. Düşmana karşı başımı eğmedim yine de eğmeyeceğim. Eşimi bırakıp tutuluyorlardı. Deniz bu nedenle dışardan okudu. Bir kere üç buçuk yıl kaldı cezaevinde”  diye belirtir.  
 
‘Düşman sırtımdan inmiyorsa mücadeleye devam edeceğim’
 
Babası cezaevinden çıkınca Deniz konfeksiyon atölyesinde çalışmaya başlar. Bu süreç içinde yeniden tutuklanan babası televizyonlara da çıkınca Deniz işten çıkarılır. Bu kez de yaşlı bir kadının bakımını üstlenir. Deniz’in ‘düşman benim sırtımdan inmiyorsa mücadeleye devam edeceğim’ dediğini söyleyen Fehime, kızının Kürt mücadelesi içindeki gençlerin yanında yer aldığını ekler. Fehime kızı için “Başı hep dikti. Deniz’i sürekli gözaltına alıyorlardı. Dilan Kortak onun yakın arkadaşıydı. Beraber Kobanê ve Suruç eylemlerine gittiler. Onunla gurur duyuyorum” diye devam eder. 
 
Annesinin yerine mutfakta çalışıyordu
 
Deniz’in bir erkek kardeşi siyasi, iki erkek kardeşi de adli nedenlerle cezaevinde. Denizin her zaman kardeşleri için özverili olduğunu söyleyen Fehime, kızının kendisine karşı da özverili olduğunu ifade eder. HDP İzmir İl binasında çaycılık yapan Fehime’nin ellerinde yaralar çıkması nedeniyle Deniz, bir müddet annesinin yerine çalışır. Fehime, “Deniz’in katledilmesinden herkesin canı yandı. Serpil vekil (Serpil Kemalbay) geldi dedi ‘Deniz sen her yerde gülüyorsun ölmüşsün de gülüyorsun’ Allah senin hakkını bırakmasın. Bir kere başımı eğmedim eğmemde. Kürt halkı sağ olsun” sözlerine yer verir. 
 
‘Çok çalışkandı’
 
Teyzesi Nedime Poyraz ise “Buraya fakirlikten geldik, ama burada da çalışamadık. Deniz’in çocukluğunu hatırlarım. Çok çalışkandı, okula gidemedi. Kafası da çalışıyordu ama olmadı. Biz beraber büyüdük. Deniz, siyasetin içindeydi. Gözü başka bir şey görmedi. Elinden ne gelirse yapıyordu. Candan çalışan biriydi. Hala inanamıyoruz. Neden diyoruz? Çok neden soruları var. Gözümüz arıyor, Deniz bir yerlerden gelecek diye” sözleriyle Deniz’i anlatır.  
 
‘Bir yerlerden gelecek gibi…’
 
Kuzeni Gamze ise, aralarında 10 yıla yakın yaş farkı olmasına rağmen Deniz’in kendisine bu farkı hissettirmediğini söyler. Deniz ile evleri arasında çok mesafe olmadığı için sık sık görüştüklerini ifade eden Gamze, “Çalışıyordu, emekçiydi. Kitap da okurdu, sanatla da uğraşırdı. Karıncayı dahi incitmezdi. Zaten naif, sakin, sessiz ve güler yüzlü biriydi. Kendi kendini yetiştirmiş kültürlü bir kızdı. Dışına bakınca hiçbir şey bilmez zannederdin ama oturup konuşsaydın içi girdap gibiydi. Her şey çıkıyordu. Keman çalardı, her şeyi çalardı. Ufacık tefecik bir şeydi. Hala şoktayız. Bir yerlerden gelecek gibi. İnanmıyoruz” ifadelerini kullanır.  
 
‘Benim için hiçbir zaman ölmedi’
 
Ege Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne başladığında bir arkadaşı aracılığıyla Deniz ile tanışan Narin Kaymaz ise, Deniz ile arkadaşlıklarının üçüncü yılı olduğunu söyler. Narin, “Huylarımız birbirine benzerdi. Bakış açılarımız, anlayışımız benzerdi. Nefret, kin, öfke, sesinin yükseldiğini bile duymazdım. Çok naifti. Ben naif olduğum sorun yaşayan biriydim. Kendim gibi birini bulduğum için çok mutluydum. Erken kaybettik. Benim için hiçbir zaman ölmedi ölmeyecek. Hatta bir gün kızım olursa adını vereceğim ve Deniz teyzesini ona anlatacağım” diye belirtir. 
 
‘Deniz öfkelenmezdi’
 
Narin devamında Deniz’in kendisine korumacı yaklaştığını, bunun nedeninin ise İzmir’de hem öğrenci hem de yalnız olmasına bağlar. Narin, “Annesine benden çok bahsedermiş. Bize gelirdi. Hatta sınavlarım bittiğinde sözleşmiştik. İçim acıyor. Düşünün ki sadece bölgemizde değil dünya üzerinde böyle vahşetler yaşanıyor ve ne yazık ki dur denilmiyor. Dur diyenler acı çekiyor, öldürülüyor. Böyle olmaması gerekiyor. Öfkelenirsem öfke her zaman kötüye döner. Deniz de asla öfkelenmezdi, iyimser bakardı kimsenin canı yanmasın isterdi. Kimsenin kanı dökülmesin hiçbir annenin canı yanmasın isterdi” sözleriyle, Deniz’in katledilmesine yönelik tepkisini dile getirir. 
 
‘Naifliğini anlamak için onu tanımak lazımdı’
 
Deniz’in katledilmesine ise Narin şu sözlerle tepki gösterir: “Türk’ün yanında Kürt’ün varlığını kabul etmek kötü olmamalı. Ben böyle yaratıldım. Dili dini doğarken seçmedim. Kürt bir ailenin kızı olarak dünyaya geldim. Bu bir seçim değil. İnançlı bir insanım. Bu bana allah tarafından verilmiş bir nimet. Hem inancım hem de insanlığım için vicdanımdan geçen bir yerde ezilen varsa biz oradayız. Bugün Kürtlerde Kürtler. İnancımız insanlık davasıdır. Deniz’i kalbimden geçirerek yaptım konuşmamı. Onun naifliğini anlatmak için onu tanımak lazımdı. Sınırsız bir sevgisi vardı. Her zaman bizimle yaşayacak. Dilerim bu son olur.”