‘İktidar faşizmi yeni bir sistem haline getirdi’

  • 09:08 4 Ağustos 2021
  • Güncel
Marta Sömek
 
İSTANBUL - Konya’da Kürt aileye dönük gerçekleşen ırkçı saldırıda 7 kişinin katledilmesine ilişkin tepki gösteren avukat, sivil toplum uzmanı ve yönetici kadınlar, cezalandırma yerine koruma kararı ile ödüllendirilen faillerin aileyi katlettiğini belirtti.
 
Konya’nın Meram ilçesinde 12 Mayıs’ta ırkçı saldırıya maruz kalan Karslı Kürt ailenin 4'ü kadın 7 üyesi, 30 Temmuz günü tekrar eden ırkçı saldırı ile katledildi. Katliamın failleri hala açığa çıkarılmamışken, tepkiler de sürüyor. Avukat, sivil toplum savunucusu ve yönetici kadınlar, katliama tepki göstererek Kürtlere yönelik saldırıları kınadı, yargının faillere cezasızlık koruması sağlamasıyla sonuçlanan bir sürecin var olduğuna değindi.
 
‘İktidar faşizmi yeni bir sistem haline getirdi’
 
Anadolu Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ANYAKAY-DER) Eşbaşkanı Sultan Karasu, iktidarın uzun yıllardır “imha politikası yürüttüğünü” dile getirdi. Sultan, “Madımak’ta da bunu yaptılar, 35 tane insanı diri diri yaktılar” ifadelerini kullanırken, Kürtlere yönelik katliam ve saldırıların iktidar tarafından sistematik bir hale getirildiğinin altını çizdi. “Sürekli insanları katletme, yok etme peşindeler” diyen Sultan, özellikle son dönemde Kürt halkına yönelik saldırıların arttığına dikkat çekerek, HDP İzmir İl binasında katledilen Deniz Poyraz’ın ardından Konya’da 7 kişinin katledilmesiyle iktidarın faşizmi yeni bir sistem haline getirdiğini belirtti.
 
Faillere ‘cezasızlık’ zırhı
 
Sadece insanların değil, doğanın da katledildiğini vurgulayan Sultan, bu durumun iktidarın bir politikası haline geldiğini dile getirdi. Göz ardı edilemeyecek bir diğer konunun da cezasızlık olduğunu aktaran Sultan, “Failler, ‘Öldürsem da nasıl olsa ceza almayacağım, içeri alır, bırakırlar’ diyorlar” ifadelerini kullandı. Uzman çavuş Musa Orhan’ın, İpek Er’e tecavüz edip intiharına sebep olmasının arkasında da yine devletin olduğunu kaydeden Sultan, faillerin devletten destek aldığını söyledi.
 
Sultan, son dönemde artan provokatif söylemlere de değinerek, “Ormanları yakıp Kürtler ve PKK yaktı deyip insanları ayaklandırıyorlar. Biz önlemlerimizi almadığımız, birlikte mücadele etmediğimiz ve bu tür şeylerin üzerine gitmediğimiz sürece benzer olayları göreceğiz diye düşünüyorum” cümlelerini kullandı. Sultan, sadece Kürtlerin değil dini, dili, partisi fark etmeksizin herkesin birlik olması çağrısında bulundu.
 
'Kemiklerimize bile tahammülleri yok!'
 
HDP Sultangazi önceki dönem ilçe yöneticisi Nafiye Kaya da saldırıların yeni olmadığını belirtti. “Kemiklerimize bile tahammülleri yok bunun farkındayız” diyen Nafiye, “Aynı evden katledilen 7 kişinin de katilini tanıyor ve düşman olduğunu biliyoruz. Pis oyunlarını Kürt halkının üzerine yıkmaya çalışıyorlar. HDP ve PKK yaptı diyorlar ama ne HDP ne de PKK'nin bunu yapmayacağını biz de halkımız da çok iyi biliyor, bunu yapan düşmandır” ifadelerini kullandı. Son birkaç aydır yaşanan ırkçı saldırılar ve katliamlara dikkat çeken Nafiye, “Bunu yapanların hepsi MHP'den çıkıyor, AKP de arkasında duruyor. Önümüzdeki süreçte de seçim var zaten, açık açık Kürtleri katlettiğini söylüyor. Bir anne olarak hala başımı yastığa rahat koyamıyorum. Artık yeter diyoruz, Kürt halkı öldürülmesin istiyoruz, yeter artık dayanamıyoruz. Yapılan katliamı kınıyor ve lanetliyorum” şeklinde konuştu.
 
'50 senedir Kürtleri katlediyorlar'
 
Kendisinin de bir gece yarısı ırkçı saldırıya uğradığının dile getiren Nafiye, “Aynı süreçte AKP’liler de çalışma yürütürken sırf HDP’de çalışma yürüttüğüm için evimde çocuklarımla beraber saldırıya maruz kaldım ve 7 gün boyunca gözaltında tutuldum. 50 senedir bu mücadelenin içerisinde yer alıyorum, HDP’den yana olumsuz hiçbir şey görmedim, sonuna kadar da HDP’liyim” dedi. 
 
'Böyle devleti, Erdoğan'ı istemiyorum'
 
Nafiye, özgürce Kürtçe konuşamadığını belirterek, “Bize özgürsünüz diyorlar, biz nasıl özgürüz söylesinler, daha kaç genç Kürtçe müzik dinlediği için öldürülecek, ben böyle devleti istemiyorum, ben Erdoğan’ı istemiyorum!” sözlerini kullandı. Türkiye’de rahat olmadığını kaydeden Nafiye son olarak, tüm bu saldırı ortamına rağmen Kürt halkının dayanışma ve mücadeleden vazgeçmeyeceğinin alını çizdi ve “Jin jiyan azadî” diyerek sözlerini sonlandırdı.
 
Faillerin cezasızlık korumasını sağlayan süreç
 
Kürt halkına yönelik sistematik bir ırkçılık ortamının bulunduğunu aktaran Eşit Haklar İçin İzleme Derneği (ESHİD) avukatı Esma Yaşar, son süreçte yaşanan saldırı ve katliamlarla birlikte devlet görevlilerinin nefret söyleminden başlayan, medyanın hedef göstermesi ve olayları çarpıtmasıyla devam eden, yargının faillere ilişkin cezasızlık korumasını sağlamasıyla sonuçlanan bir sürecin var olduğuna ışık tuttu. “Maalesef, Türkiye hukuk sisteminde nefret suçları konusunda büyük bir yasal boşluk bulunuyor” diyen Esma, nefret ve ayrımcılık suçunun çok dar bir şekilde TCK’nın 122’nci maddesinde düzenlendiğini dile getirdi.
 
'Nefret suçları hukuki mevzuatta yerini almalı'
 
Esma, faillerin cezasızlık zırhından yararlanmalarının engellenmesi çağrısıyla beraber şunları sıraladı:  “Bu yasal boşluk, Irkçılığa ve Ayrımcılığa Karşı Avrupa Komisyonu’nun ve BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi’nin Türkiye’ye dair gözlem ve tavsiyelerinin temellerini oluşturuyor. Bu kapsamda; nefret suçları hukuki mevzuatta yerini almalı, Türkiye AİHS’in 12 Numaralı Ek Protokolü’nü onaylamalı, nefret suçu tüm süreçleriyle birlikte değerlendirilerek etkin soruşturulmalı.”
 
Saldırıyı nefret suçu bağlamında ele alan düzenleme yok
 
Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV) Yönetim Kurulu üyesi avukat Esra Erin ise “Dedeoğulları ailesi daha önce ırkçı bir saldırıya uğramış ancak aileye saldıranlar 1 ay içinde serbest bırakılarak koruma kararı almışlardı. Cezalandırma yerine koruma kararı ile ödüllendirilen saldırganlar Dedeoğulları ailesini katletti” diye konuştu. Esra, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen Nefret ve Ayrımcılık Suçu’nun “dar” düzenlendiğinin altını çizerken, düzenlemenin mevcut halinin Konya’daki ırkçı saldırıyı nefret suçu bağlamında cezalandırabilecek bir düzenleme olmadığını da belirtti.
 
Saldırı sonucunda 7 kişinin katledilmesinin adli bir olay olmadığının altını çizen Esra, son zamanlarda medya aracılığı ve iktidarın söylemleriyle sistematik olarak Kürtlere yönelik örülen nefretin dışa vurduğunu sözlerine ekledi. Esra, “Bizler hem mevcut düzenlemelerin değişmesi ve bu suçun “nefret ve ayrımcılık” bağlamında ele alınması, hem de faillerin gereken cezayı alması için sürecin takipçisi olacağız” diye konuştu.
 
'Faillerin korunması bu korkunç katliama yol açtı'
 
İstanbul Bilgi Üniversitesi-Türkiye Kültürleri Araştırma Grubu ve sivil toplum uzmanı Ferda Önen de “Açık bir ırkçı faşist saldırıyla karşı karşıya olan ailenin bütün şikayetlerine rağmen faillerin korunması bu korkunç katliama yol açtı” değerlendirmesinde bulundu. Ferda katliamın sorumlularının, faillerle beraber ilk saldırıya kayıtsız kalan yetkililer ve sistematik bir nefret söylemiyle uzun zamandır Kürtleri hedef gösteren tüm iktidar odaklarının olduğuna dikkat çekti.