7'nci yıl: Ninova Ovası Soykırımı

  • 09:04 4 Ağustos 2021
  • Güncel
Marta Sömek
 
İSTANBUL - Ninova Ovası’nda çoğunluğu Süryanilerden oluşan Hıristiyanlar, DAİŞ’in 2014 yılında düzenlediği saldırılara maruz kaldı. Bölgede kalan yüzlerce Süryani katledildi, kadınlar ve çocuklar esir alınıp satıldı, 85 kilise yağmalandı, bombalandı, 3 mezarlık yakıldı ve 136 bin Hıristiyan zorunlu göçe maruz bırakıldı.
 
Bethnahrin’in (Mezopotamya) en eski ve yerleşik halklarından olan, Hıristiyanlığı kabul eden ilk halk olan Süryaniler, 1915 yılında Sayfo yani “kılıç” diye adlandırılan Süryani-Asuri-Keldani Soykırımı ile uzun yıllar sürecek soykırımlara, saldırılara ve zorunlu göçe maruz bırakıldı. Bu soykırımlardan biri de DAİŞ'in 4 Ağustos 2014’te Musul’da Êzidîlere saldırdıktan sonra Ninova Ovası’ndaki çoğunluğu Süryanilerden oluşan Hıristiyanlara uyguladığı Ninova Ovası Soykırımı.
 
Irak ve Musul, 1915 Ermeni ve Sayfo Süryani Soykırımı ile sonrasında süren soykırım politikaları ve 1924 Hakkari Sürgünü de dahil olmak üzere soykırımlardan kaçan büyük bir çoğunluğu Asuri-Süryani-Keldani olmak üzere Ermenilerin de bulunduğu, halkların yoğun göç ettiği yerlerden biriydi. Ninova Ovası’nda yaşayan Hıristiyanlar, DAİŞ’in 2014 yılında yaptığı saldırıdan önce de birçok tehdit ve saldırıya uğramıştı. Nefret saldırıları, tehdit ve dışlanmaya maruz kalan Hıristiyanlar için saldırı altyapısı oluşturulmuştu. Bununla beraber kiliseler yağmalanarak yakılmış, din görevlileri katledilmiş, mezarlıklar tahrip edilmişti.
 
Göç etmekten başka çareleri yoktu
 
DAİŞ, 2014’te Musul’a saldırdıktan sonra Ninova Ovası’ndaki çoğunluğu Süryanilerden oluşan Hıristiyanlara “Ehl-i Kitap oldukları” gerekçesiyle Êzidîlere olduğu gibi direkt saldırmadı. DAİŞ, Hıristiyanlara 3 “seçenek” sundu. Ya cizye vergisi verilecekti, ya Müslüman olunacaktı ya da mülklerini DAİŞ’e teslim edip topraklarını terk edeceklerdi. Hıristiyan halk, DAİŞ’in dayattığı 3 yolu da kabul etmese de göç etmekten başka çareleri kalmadı.
 
DAİŞ’in Musul’a yönelik saldırıları sonucunda, 136 bin Hıristiyan zorunlu göçe maruz bırakıldı. Bölgede kalan yüzlerce Süryani katledildi, kadınlar ve çocuklar esir alınıp satıldı. Peşmerge tarafından, bölgedeki Süryanilerin bir saat içerisinde köyleri terk etmeleri söylenmesinin ardından, DAİŞ’in Ninova Ovası’na saldırdığını öğrenen Süryaniler yalınayak topraklarını bırakmak zorunda kaldı.
 
Bir buçuk milyonluk nüfus, 200-300 bine düştü
 
Hıristiyanların bir kısmı Irak Kürdistan Bölgesi’nde Hewler, Duhok, Süleymaniye ve Şeklave’ye, bir kısmı da Avrupa, Avustralya, Lübnan ve Türkiye’ye göç etti. Saldırılar sonucunda Irak’ta bulunan bir milyon 500 bin Hristiyan nüfusu, yaklaşık 200-300 bine düştü.
 
DAİŞ, kilise ve manastırların yüzde 70’ini yaktı, bombaladı
 
DAİŞ’in işgali sonrasında ise Musul ve Ninova Ovası’ndaki 85 kilise yağmalanarak bombalandı, 3 mezarlık yakıldı. DAİŞ, göçe maruz bıraktığı Hıristiyanların değerli eşyalarını bulmak için Ninova Ovası’ndaki tüm mezarlıkları kundakladı, 50 yıllık tabutları dahi açtı. Bunun yanında kiliseler yağmalandı, bombalandı ve yakıldı.
 
Altyapı hizmetinin olmayışı geri dönüşlere engel
 
Ninovalı Hıristiyanların bir kısmı, Musul’un DAİŞ’ten kurtarılmasının ardından kentin batısındaki Bertıle kasabasında Müslüman, Êzidî ve Şebekler ile yaşamlarını sürdürüyor. Göçe maruz kalan Hıristiyanların yüzde 50’si birkaç yıl önce geri dönerek evlerini onarmaya başladı. Fakat bölgede altyapı hizmetinin olmayışı, Hıristiyanların evlerine dönmesinin önündeki engellerden biri olarak biliniyor.
 
Topraklarına geri dönen halk, evlerini ve sokaklarını onarıp yeni bir gelecek inşa ederken, bu sefer de İran milisleri “Şebekler”in baskılarına maruz kaldı. Şebekler’in Ninova Ovası’nda hakimiyet kurarak Hıristiyan halklardan vergi aldığı ve baskı uyguladığı bölge halkı tarafından paylaşılmıştı.
 
'Süryaniler: Soykırım, saldırı ve tehditler hala sürüyor'
 
Ninova Ovası’ndaki Süryaniler, yüzyıllardır maruz kaldıkları soykırım, saldırı ve tehditlerin hala sürmekte olduğunu ve yaşananları soykırım zihniyetinden başka bir şey olmadığı şeklinde yorumluyor. Soykırımdan sonra birçok Hıristiyan’ın hala topraklarına geri dönememesinin sebebinin ise Şebekler’in uyguladığı soykırım politikası olduğu vurgulanıyor.
 
Yaşam koşulları ve yüzyıllardan beridir süregelen ambargolar sebebiyle endişeli olan Süryaniler, tek güvencelerinin Brüksel’deki bir konferansta Hıristiyanlar için talep ettikleri özerklik olduğunu, kendilerinin ancak bu şekilde korunabileceklerini ifade ediyor.
 
Yüzyıllardır bölgede zulüm gören Êzidî ve Hıristiyanlar, beraber ortak çalışma yürütebilecekleri özerklik talep ediyor.