Kadınlar İstanbul Sözleşmesi için nöbette

  • 19:02 24 Haziran 2021
  • Güncel
 
HATAY/İZMİR - İstanbul Sözleşmesi için her Perşembe nöbet tutan İskenderun Kadın Platformu ve İzmir Kampanya Grubu, kadınlar için yaşam güvencesi olan sözleşmeden vazgeçmeyeceklerini vurguladı. Kadınlar, "Sözümüz açık, kararımız net" dedi. 
 
İskenderun Kadın Platformu, "Nöbetteyiz! İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz" sloganı ile her Perşembe gerçekleştirdikleri eylem için Eski Bit Pazarı'nda bir araya geldi.
 
Açıklamada konuşan İskenderun Kadın Platformu üyesi Fatma Çınar, Reyhanlı'da yaşanan tecavüz olayına tepki gösterdi. 
 
‘Haklarımızın hiçbirinden vazgeçmiyoruz’
 
Fatma devamında, "Tecavüzü bir kültür haline getiren sisteminizi tanımıyoruz.  İşte tamda bu sebepten vazgeçmiyoruz. Bu olayın takipçisi olacağız. Öfkeliyiz isyandayız. Açık açık ilan ediyoruz: Kazanılmış haklarımızın hiçbirinden vazgeçmiyoruz. Biz haklarından, hayatlarından, İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmeyen milyonlarız. Haklarımızı güvenceye alan yasaları hayatı pahasına kazananlarız. Ve daha nice hakkımızı mücadelemizle kazanacak olanlarız. Ne İstanbul Sözleşmesi’nden ne de Lanzarote Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz" dedi. 
 
‘Sözümüz açık, kararımız net’
 
İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar için yaşam garantörü ve güvence olduğunu kaydeden Fatma, “Güvencemizden vazgeçmiyoruz ve sizlere etkin uygulatacağız. Biz bu davadan vazgeçmiyoruz. 1 Temmuz’dan sonra da hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Sözümüz açık, kararımız net. Biz yalnızca İstanbul Sözleşmesi’ne dokunulmamasını değil, Sözleşmenin tüm gereklerinin acilen yerine getirilmesi için acil eylem planı açıklanmasını istiyoruz. Bütün bir hayatı istiyoruz, daha azını değil. Kaybedecek zamanımız yok" şeklinde konuştu. 
 
Fatma, konuşmasının devamında taleplerini şöyle sıraladı:
 
"* Eşit yurttaşlık hakkımızın garanti altına alınması için hayatın her alanında somut adımlar atılmasını istiyoruz. 
 
* Toplumsal cinsiyet eşitliğinin yasalarda ve hayatın her alanında sağlanmasını istiyoruz.
 
* Kazanılmış haklarımızı ve mücadeleyle yazdığımız yasaları tehdit eden söylemlere ve girişimlere son verilmesini istiyoruz. 
 
* TCK 103. madde kapsamındaki çocuk cinsel istismarcılarına af, 'erken evlilik', 'genç evlilik' gibi adlar altında çocuk cinsel istismarının meşrulaştırılmasına; kadınların Medeni Kanun, Ceza Kanunu ve şiddet ile ilgili kanunlardaki kazanılmış haklarını ve anayasal eşit vatandaşlık ilkesini kamuoyu önünde sürekli olarak tartışmaya açan tüm söylem ve girişimlere son verilmesini istiyoruz. 
 
* Çocuk yaşta evlendirmeleri ve çocuk istismarını önlemesi gerekirken; aksine teşvik eden, kolaylaştıran ya da göz yumanların soruşturulmasını ve cezalandırılmasını istiyoruz. 
 
* İşyerinde şiddetin ve ayrımcılığın önlenmesi için etkin politikalar, örgütlenme özgürlüğü ve İLO 190 sayılı sözleşmenin imzalanıp uygulanmasını istiyoruz. 
 
* Eğitimin her kademesinde, medyada, toplumsal hayatın her alanında cinsiyetçi rolleri, kalıplaşmış tutum ve davranışları değiştirmek üzere somut adımlar atılmasını istiyoruz. 
 
* Tüm şüpheli kadın ve LGBTİ ölümlerinin mercek altına alınmasını; Yeldana Kaharman, Nadira Kadirova, Gülistan Doku, Aleyna Çakır gibi ekonomik ve siyasal olarak nüfuzlu kişilerle ilgili cinsel saldırı ve cinayet iddialarının aydınlığa kavuşturulmasını, faillerin ve soruşturmaların kapatılmasında rolü olanların cezalandırılmalarını istiyoruz. Biz, İstanbul Sözleşmesi’ni istiyoruz!
 
*Haklarımıza, sözleşmemize göz dikenlere sesleniyoruz… Mücadeleyle kazandığımız, artık bütün toplumun kabul ettiği haklarımızın bir tekinden bile vazgeçmeyeceğiz. İstanbul Sözleşmesini nasıl kazandık ise öyle savunmaya devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nden değil önümüzden çekilin!"
 
İzmir
 
İzmir de İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz Kampanya Grubu da sözleşmenin feshine karşı nöbet eyleminin 9’uncu haftasında Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya geldi. “Kadınları değil, failleri engelle”, “Deniz Poyraz ölümsüzdür” ve “İstanbul Sözleşmesi bizim, vazgeçmiyoruz” sloganları atıldı. “İstanbul Sözleşmesi bizim, vazgeçmiyoruz” pankartının yer aldığı açıklamada kadınlar adına basın metnini Maile Ariç ve Pınar Usta okudu. 
 
‘Bu bizim için bir hayat mücadelesi’
 
Sözleşmenin 20 Mart gece yarısı Cumhurbaşkanı Kararı ile tek tarafı olarak feshedilmesinin ardından sözleşmeden resmen çıkılacak olan 1 Temmuz'a kadar toplumun her kesimini sözleşmeye sahip çıkmaya çağırılan açıklamada aksi takdirde kaybedileceklerin İstanbul Sözleşmesi'yle sınırlı kalmayacağı belirtildi. Sözleşmenin kadınların mücadeleyle kazandıkları ve 2011 yılında Meclis kararıyla kabul edildiği ifade edilen açıklamada, “Tek adamın tek taraflı fesih kararı, biz kadınlar nezdinde yok hükmündedir. Bizi cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, konuştuğumuz dil, yaşadığımız hayat üzerinden ayrıştırma çabalarının karşısında, birimizin şiddet gördüğü koşulda hiçbirimizin güvende olmadığının bilinciyle, hep birlikteyiz. 20 Mart’tan beri katilleri değil kadınları engellemek için yaptıkları her şeye rağmen sokaklardayız, her yerdeyiz. Çünkü bu bizim için bir hayat mücadelesi” denildi.
 
Sıra 6284’te denilmeye başlandı
 
İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması kararının duyulmasının hemen ardından 12 saat içinde 6 kadının katledildiği dile getirilen açıklamada, “Kimi erkekler avukatlarını arayarak ‘Sözleşmeden çıktık, karıma şiddetten aldığım cezayı toplam cezamdan düşebilir miyiz?’, ‘Şimdi çocuğumun velayetini alabilir miyim?’ gibi sorular sormaya başladı. Eşini, eski eşini öldürmekten ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası alan iki erkek, istinaf mahkemesinde beraat ettirildi. İstanbul Sözleşmesi karşıtları, daha yüksek sesle ‘Sıra 6284’te, hatta Medeni Yasa’da’ demeye başladı” sözlerine yer verildi. 
 
Kadına yönelik hak ihlalleri sıralandı
 
Sözleşmenin feshiyle beraber kadına yönelik hak ihlalleri ve sözleşme karşıtları tarafından yürütülen kampanyaların sıralandığı açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, ‘Türkiye İstanbul Sözleşmesi'nden çekildi diye kadına yönelik şiddetle mücadelenin ya da kadın hakları kazanımlarının çöpe gittiğini söylemek büyük bir haksızlık olur’ dedi. (26 Mayıs) İçişleri Bakanı Süleyman Soylu katıldığı bir programda Sedat Peker videolarının izlenme oranı ile alakalı ‘bir sürü insan çocuk pornosu da izliyor’ cümlesini kullandı. (25 Mayıs) Ezgi Mola'ya Musa Orhan paylaşımı ile ilgili dava açıldı. (3 Haziran) Musa Orhan’ın avukatı, Ezgi Mola’ya destek veren 16 sanatçı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı. (4 Haziran).” 
 
'Deniz Poyraz mücadelemizde yaşayacak'
 
Açıklamada 17 Haziran’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına yapılan silahlı saldırıda Onur Gencer’in Deniz Poyraz’ı katledişinin kınandığı açıklamada son olarak, şöyle denildi: “Bu saldırı ve cinayet yalnızca HDP’ye değil demokrasiye ve toplumsal muhalefete yapılmış bir saldırıdır. Eli silahlı adamların göz göre göre işlediği cinayetlerin tanığıyız. Onlarca kez şikayet olmasına rağmen korunmayan kadınların cinayetlerinden tanığız. Musa Orhan örneğinde olduğu gibi devletin katilleri korumasından tanığız. Demokrasi ve barış mücadelesine yapılan saldırılar karşısında kadınlar olarak sessiz kalmayacağız. Deniz Poyraz’ı mücadelemizde yaşatacağız.”
 
Açıklamanın ardından kadınlar,  herkesi 1 Temmuz günü saat 18.00'da Türkan Saylan Kültür Merkesi önünde buluşmaya çağırdı. 
 
Kadınlar daha sonra sözleşme eylemine ilişkin broşür dağıttı.